Doğruluğun Sesini Yükseltmek İçin Çalışan Doğruluk Payı’nın Sizin Desteğinize İhtiyacı Var

Görüntülenecek Sonuç Bulunamadı!
Görüntülenecek Sonuç Bulunamadı!
Okuma Süresi   6 Dakika
Konu Başlığı: Sosyal Politikalar

OECD Daha İyi Yaşam Endeksi

OECD’nin 11 ayrı kriter aracılığıyla 38 ülkede “iyi yaşam” seviyelerini ölçtüğü “Daha İyi Yaşam” endeksi geçtiğimiz günlerde yayınlandı. Biz de söz konusu endekste Türkiye’nin durumunu sizler için derledik.

Barınma, Gelir ve İstihdam

OECD’nin bu endekste kullandığı kriterler arasında barınma, gelir durumu ve istihdam mevcut. Bu kriterler arasında Türkiye’nin diğer ülkeler arasında en kötü performans gösterdiği konu gelir durumu. Örneğin Türkiye’deki ortalama kişi başı hane geliri OECD ortalamasının altında. İstihdam konusunda da Türkiye’nin OECD ortalamasının gerisinde kaldığı görülüyor. Barınma kriteri açısından ise Türkiye’nin performansı, diğer kriterlere göre daha iyi.

Bu kriterlere daha detaylı bakacak olursak; barınma konusundaki temel ölçütler bireylerin barınma ile ilgili harcamaları (kira, faturalar, mobilya vb.), evlerde yaşayan kişi sayısı ve evlerin sahip oldukları altyapı. Türkiye’de kişi başına 1 oda düşerken, evlerin %93,5’inde tuvalet gibi temel altyapı elemanları mevcut. Ayrıca hane halkı gelirinin %20’si barınma ile ilgili harcamalara ayrılmış durumda.

Gelir durumunda ise hem hanelerin borç ve alacak dengesine, hem de yıllık kullanılabilir gelir seviyesine bakılmakta. Bu alanlarda Türkiye’nin OECD ortalamasının altında kaldığı görülüyor.

İstihdam alanında temel ölçütler yasal olarak istihdam edilenlerin oranı, uzun dönemli işsizlik oranı ve iş güvencesi. Türkiye’deki istihdam oranı (%51) OECD ortalamasının (%67) oldukça altında kalırken, 1 yıl ve daha uzun süredir işsiz olanların oranı (%2,2) OECD ortalamasının (2%) biraz üstüne çıkıyor.

Sosyal Destek Mekanizmaları, Eğitim, Çevre Kalitesi ve Sivil Katılım

Diğer kriterler arasında daha sosyal konulara eğilenler de var. Örneğin sosyal destek mekanizmaları kriterinde bireylerin ihtiyaç duyduklarında ulaşabilecekleri birinin varlığı sorulurken, sivil katılım kriterinde bireylerin topluma ve hükümetlerine duydukları güven ile siyasi süreçlere katılımları araştırılmakta. Bu kriterdeki ölçütler arasında seçimlere katılma oranları ile vatandaşların kanun yapma ve politika üretme süreçlerine katılımı yer almakta. Eğitim kriterinde toplam eğitim yılı, okullaşma seviyesi ve PISA testlerinde öğrencilerin ulaştığı skorlar kullanılırken, çevre kalitesinin ölçümünde su ve hava kalitesine bakılmakta.

Bu kriterler arasında Türkiye’nin en kötü performans gösterdiği alan çevre kalitesi olurken, en iyi performans gösterdiği alan ise sivil katılım. Özellikle Türkiye’deki yüksek seçim katılımı oranları (%85) göz önünde bulundurulduğunda bu performans şaşırtıcı değil. Ancak vatandaşların karar alma süreçlerine katılımında Türkiye’nin endeks değeri 2,1 ve bu değer OECD ortalamasının (2,4) altında kalıyor. Çevre kalitesi açısından Türkiye’nin endeksteki yerini düşüren temel problem ise hava ve su kalitesi. Örneğin Türkiye’de hava kalitesini düşüren partikül (PM2.5) miktarı 20 mikrogram/m3 ve bu miktar OECD ortalamasının hayli üstünde (13,9 mikrogram/m3). Su kalitesi ise anket yoluyla ölçülmekte ve en güncel anket sonuçlarına göre Türkiye’de bireylerin %63’ü su kalitesinin tatmin edici olduğunu düşünüyor. Ancak bu alanda OECD ortalamasının %81 olduğu düşünülürse, Türkiye’nin su kalitesi açısından neden düşük performans gösterdiği anlaşılır hale geliyor.

Eğitim kriterine bakacak olursak, Türkiye eğitimde kalınan süre açısından iyi performans gösterirken, okullaşma oranlarının hala düşük olması dikkat çekici. Örneğin Türkiye 25-64 yaş arası bireylerin %39’u ortaöğretim mezunu iken, bu konuda OECD ortalaması %74. Ayrıca Türkiye’deki öğrencilerin PISA performanslarına da OECD ortalamasının altında.

Son olarak sosyal destek mekanizmaları açısından Türkiye’nin görece daha iyi performans gösterdiği söylenebilir. Anket aracılığıyla toplanan verilere göre, Türkiye’de vatandaşların %86’sı zor durumda kaldığında güvenebileceği birileri olduğunu belirtiyor. Her ne kadar bu oran OECD ortalamasının (%89) altında kalsa da yine de dikkat çekici bir oran.

Sağlık, Yaşam Memnuniyeti, Güvenlik ve İş-Yaşam Dengesi

Endeksi oluşturan son dört kriter de sağlık, yaşam memnuniyeti, güvenlik ve iş-yaşam dengesini ölçmeyi amaçlıyor.

Sağlık kriterindeki temel iki ölçüt yaşam süresi ve bireylerin kendi sağlık durumları ile ilgili yaptıkları değerlendirmeler. Türkiye’de ortalama yaşam süresi 78 yıl ve bu süre OECD ortalamasının altında (80 yıl). Kişisel değerlendirmelere göre ise Türkiye’de yaşayanların %66’sı kendini sağlıklı buluyor; OECD ortalamasında bu oran %69 seviyesinde.

Yaşam memnuniyetinde ise ölçülmek istenen, kişilerin genel olarak yaşamları hakkında hissettikleri memnuniyet düzeyleri. Bu ölçüt de anket yoluyla değerlendirilmiş. Anket değerlendirmesine göre Türkiye’de yaşamdan memnuniyet 5,5 seviyesinde; bu seviye 0 ila 10 arasında değişen skalanın neredeyse tam ortasında yer alıyor. Ancak OECD’de ortalama yaşam memnuniyeti seviyesinin 6,5 olduğu düşünülürse, Türkiye’nin bu alanda kötü performans sergilediği ortaya çıkıyor.

Güvenlik kriteri de hem söz konusu ülkelerde 100.000 kişi başına düşen cinayet sayısına hem de kişilerin gece tek başına yürürken kendilerini güvende hissedip hissetmedikleri ölçütleriyle değerlendirilmekte. Buna göre Türkiye’de cinayet oranı 1,7 ile OECD ortalamasının (3,6) hayli altında. Ancak gece kendini güvende hissedenlerin oranı (%61) OECD ortalamasına (%69) göre düşük.

Son kriter ise iş ve yaşam arasındaki dengeyi ölçmeyi amaçlamakta. Bu kriterin değerlendirilmesini sağlayan ilk ölçüt uzun mesai saatlerinin varlığı; ikinci ölçüt ise bireylerin iş dışında kişisel bakım ve dinlenme gibi aktivitelere ayırabildikleri zaman. Bu ölçütlerden ilkine genel olarak baktığımızda OECD üye ülkelerindeki her 8 kişiden 1’inin haftada 50 saat ve üzerinde çalıştığı görülüyor. Türkiye’de haftada ortalama 50 saat ve üzeri çalışanların oranı %34. Bu oran OECD ortalamasının (13%) çok üstünde olmakla kalmıyor, aynı zamanda endekste değerlendirilen ülkelerin içindeki en yüksek oran olarak da dikkat çekiyor. Nitekim Türkiye’den sonra gelen Meksika’da bu oran %30 olurken, Meksika’yı da %21,8’lik oranla Japonya takip etmekte. Ayrıca Türkiye’de çalışanların uyuma, yemek yeme dahil iş dışında kendilerine, ailelerine, hobilerine ve dinlenmeye ayırdıkları ortalama zaman günde 12,6 saat. Türkiye bu alanda da son sırada yer alıyor. Türkiye’yi 12,7 saatle Meksika ve 13,8 saatle Letonya takip etmekte.

MUTLAKA İZLEYİN:

Türkiye Ne Kadar Tatil Yapıyor? | Bülten +