25 Kasım 1925’te kabul edilen
Şapka Giyilmesi Hakkında Kanun, erken Cumhuriyet’in kılık kıyafet alanındaki modernleşme ve kamusal görünümü dönüştürme hedeflerinin bir parçasıydı. Kanun, erkeklerin Batı tarzı şapka giymesini teşvik ederken fes gibi geleneksel başlıkların kamusal alanda kullanımını fiilen sona erdirmeyi amaçladı. Kanunun çıkarılmasından önce Mustafa Kemal’in Kastamonu gezisi ve yaptığı konuşmalar, toplumsal dönüşümün siyasi irade tarafından açık biçimde sahiplendiğini gösteren
işaretlerdi. Kanunun yürürlüğe girmesinin ardından bazı şehirlerde protestolar ve yerel direnişler yaşandı. Bu tepkiler, özellikle dinî hassasiyetler ve devletin gündelik hayata müdahalesi algısı etrafında şekillendi. Hükümet, bu karşı çıkışları yalnızca bir “kıyafet meselesi” olarak değil, kamu düzenine ve rejime yönelik bir meydan okuma olarak değerlendirdi. Süreç, İstiklal Mahkemeleri’nin devreye girmesiyle sertleşti ve bazı kişiler “isyana teşvik”, “kanuna muhalefet” veya “rejim aleyhtarlığı” suçlamalarıyla yargılandı ve ölüm cezası dahil olmak üzere ağır cezalar verildi.