Peki Türkiye ile Sovyetler arasındaki müzik ilişkileri nasıldı? Bu ilişkiler esas olarak 1930’lu yıllarda, karşılıklı konserler ve kültürel ziyaretler üzerinden gelişmiş. 1933–1936 arasında Moskova ve Türkiye’de düzenlenen etkinliklerde Ulvi Cemal Erkin, Ekrem Zeki Üngör ve Cemal Reşit Rey gibi isimlerin eserleri seslendirilirken, Sovyet klasik müziğinin önemli bestecileri de Türkiye’de
icra edilmiş. Sovyetler Birliği’nde basılan ilk Türk albümü konusunda ise akademik kaynaklarda bir bilgi geçmiyor. Ancak açık erişimli kaynaklar üzerinden Türkçe, İngilizce ve Rusça dillerinde arama yapıldığında, Melodiya isimli bir plak şirketi ile karşılaşılıyor.
Melodiya, Sovyetler Birliği’nde tüm plak üretimini tek elde toplayan resmi bir plak şirketidir. 1964’te Bakanlar Kurulu kararıyla kurulmuş ve Moskova, Leningrad, Tallinn, Riga ve Tiflis gibi şehirlerdeki stüdyoları birleştirerek ülkedeki kayıt ve dağıtımın tekeli haline gelmiş. Şirket klasik müzikten halk ve pop müziğine, çocuk masallarından tiyatro kayıtlarına kadar çok geniş bir repertuvar üretmiş. Yabancı müziğin yayımlanması ise sıkı bir denetim altında imiş. Yabancı sanatçılarla lisans anlaşmalarının yüksek maliyet ve sansür nedeniyle sınırlı olduğu ve yabancı sanatçıların ancak Melodiya aracılığıyla SSCB’de kayıt yayımlayabildiği
vurgulanmış.