Genetik teknolojisinin gelişmesiyle birlikte laboratuvar ortamında genetik olarak değiştirilmiş (GDO’lu) hayvanların üretimi teknik olarak mümkün hale geldi. Fakat sosyal medyada sıkça dolaşıma giren “iki hayvanın karışımı” gibi iddialar, çoğunlukla bilimsel temelden yoksun ve yanlış bilgiye dayalı. Gerçekten de genetik mühendisliği sayesinde bazı hayvanlarda belli genler
değiştirilebiliyor. Örneğin hastalıklara dirençli domuzlar, daha fazla süt üreten inekler ya da tıbbi araştırmalarda kullanılan floresan proteinli balıklar
geliştirildi. Fakat iki farklı türden hayvanın genetik olarak karıştırılmasıyla yeni bir tür elde etmek (örneğin yarı aslan-yarı köpek gibi bir canlı üretmek) biyolojik ve genetik sınırlarla ciddi biçimde kısıtlı. Türler arası genetik uyumsuzluklar, embriyo gelişimini ya engeller ya da yaşama şansı olmayan anormalliklere
yol açar. Bu nedenle sosyal medyada gördüğümüz çoğu “yeni hayvan türü” görüntüsü ya yapay zeka destekli görsel üretimlerinin ya da dijital manipülasyonların ürünü. Bu örnekte olduğu gibi gerçekçi bir robot da olabilir.