Bültenler
4'
Depremlere Dair Yanlış Bilinenler
GüvenlikYanlış Bilgi
İlk yayın :
21 Şubat 2023
6 Şubat 2023’te Kahramanmaraş'ta, 20 Şubat'ta Hatay'da gerçekleşen depremlerden bu yana sosyal medyanın akışı, kriz öncesi ve sonrası bilim iletişiminin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha ortaya çıkardı.
Depremlerin hemen ardından ortaya çıkan, aslında deprem bir gündem maddesi değilken de özellikle komplo teorisi üretilen hesaplar tarafından paylaşılan, depremlerin insan yapımı bir silah olduğu ya da tahmin edilebildiğine dair paylaşımlar, bilim insanlarına televizyon ekranlarında ayrılan geniş süreye ve bilgilendirici açıklamalara rağmen gündemden hiç inmedi ve yayılmayı sürdürdü. Bu yanlış bilgi akışının büyüyerek devam etmesinin birçok nedeni mevcut, fakat kriz durumlarının, insanın karar verme sürecine olumsuz etkisi önemli nedenlerden biri: olağan durumlarda çabuk karar verebilmeyi sağlayan sezgisel düşünce, deprem gibi kriz anlarında panik ve strese bağlı olarak sağlıklı düşünme ve doğru karar verme yetilerinin önüne geçebiliyor.
Deprem, birçok insan için karmaşık bilimsel gerçekler barındıran bir olgu. Kriz anlarında bu tür olguların yeterince anlaşılmadığı bilinmezlik ve belirsizlik anları yaşanıyor ve bu anlarda insanların yaşananları anlamlandırmak için duyduğu arzu da had safhaya ulaşıyor. Aşırı ve yıpratıcı bilgi yüklü bu anlarda, yanlış bilgi ya da yanlış yönlendirme içeren paylaşımlar bu boşluğu kolayca doldurarak yaygınlaşıyor.
Oysa, acil yardım gerektiren anlarda insanların olabildiğince hızlı şekilde bilgilendirilmesi birçok yaşamı kurtarma potansiyeline sahip. Arama kurtarma gerektiren bir doğal afet sırasında güvenilir ve verimli iletişim, yaşanan krizden doğrudan etkilenen insanlar için yiyecek ve barınak sağlanması kadar önemli hale gelebilir.
Bu duruma bir örnek, 6 Şubat 2023’te yaşanan depremlerin ardından gözlemlendi. Sosyal medyada deprem anından itibaren bölgeden enkaz altında yaşam olduğu bildirilen, yardım çağrısında bulunan ve yetkililerin ulaşamadığı bölgelerden çok hızlı bir bilgi akışı gerçekleşti. Yardımlar için koordinasyonun sağlanmaya çalışıldığı bu anlarda sosyal medyada deprem ile ilgili yanlış bilinenlerden kaynaklanan birçok asılsız bilgi dolaşıma girdi, bilgi akışını meşgul etti ve büyük çapta yayılım gösterdi.
Dünyanın farklı bölgelerinde gerçekleşen depremlerin ardından yaşanan bilgi akışına dair yapılan gözlemler, depreme dair komplo teorilerinin ve yanlış bilgilerin, temelde bilgi eksikliği sebebiyle yanlış cevaplanan üç soru üzerinden şekillendiğini gösteriyor:
1-) Deprem yaratmak mümkün mü?
2-) Depremin ne zaman gerçekleşeceğini bilmek mümkün mü?
3-) İklim ve hava olayları ile deprem arasında bir ilişki var mı?
1-) Deprem yaratmak mümkün mü?
2-) Depremin ne zaman gerçekleşeceğini bilmek mümkün mü?
3-) İklim ve hava olayları ile deprem arasında bir ilişki var mı?
Bu bültende, 6 Şubat'tan bu yana depremlere dair üretilen komplo teorilerinin arka planını derledik.
Deprem Yaratmak Mümkün mü?
Yaygın sorular:
*İnsan faaliyetleriyle deprem yaratılabilir mi?
*Hükümetler deprem yaratabilir mi?
*Depremler kötü niyetli bir grup ya da kişi tarafından yaratılabilir mi?
*İnsan faaliyetleriyle deprem yaratılabilir mi?
*Hükümetler deprem yaratabilir mi?
*Depremler kötü niyetli bir grup ya da kişi tarafından yaratılabilir mi?
İnsan faaliyetleriyle ancak ya hissedilmeyen ya da oldukça az hissedilebilen depremler yaratılabilir. Literatürde “human-induced earthquakes” olarak geçen bu depremlerde insan rolünü tam olarak tespit etmek ise güç. Genel olarak bu tür depremlere örnek olarak jeotermal ısı kaynakları, gaz ve diğer kaynakların çıkarılması, atık su bertarafı, karbon tutma, gaz depolama, maden faaliyetleri vb. teknik faaliyetlerin oluşturduğu veya tetiklemiş olduğu düşünülen depremler örnek gösteriliyor.
Fakat bilimsel gerçekler depremler sonrasında abartı ve yönlendirme öğeleri kullanılarak paylaşılıyor. Kahramanmaraş’ta gerçekleşen depremlerin ardından yıllardır HAARP ile ilgili süregelen söylentiler tekrar paylaşılmaya başlarken depremin bir silahla tetiklendiğine dair iddialar da geniş bir yayılım alanı buldu. Bu iddiaların bu kadar yayılım alanı bulması da depremlerle ilgili bilinen kadar bilinmeyenlerin de oldukça fazla olması. Sismologların mevcut teknolojiyle depremin zamanını öngörmesi ya da hangi teknik faaliyetler sonucunda depremin tetiklenmiş olabileceğini tespit edememesi bir belirsizlik yaratıyor. Bu belirsizliğin iyi bir risk iletişimiyle somutlaştırılamaması da yanlış bilgilerin yayılmasına kapı açıyor. Bunun yanında deprem sonrasında bölgeden haber akışının yavaş olması da bu belirsizliği aşmaya yönelik komplo teorilerinin sosyal medyada dolaşmasına neden oluyor.
Depremin Ne Zaman Olacağını Tahmin Etmek Mümkün mü?
Yaygın sorular:
*Depremler tahmin edilebilir mi?
*Artçı depremler tahmin edilebilir mi?
*Küçük depremler büyük depremleri engeller mi?
*Dünyanın sismik aktiviteleri artıyor mu?
*Depremler tahmin edilebilir mi?
*Artçı depremler tahmin edilebilir mi?
*Küçük depremler büyük depremleri engeller mi?
*Dünyanın sismik aktiviteleri artıyor mu?
Bilim insanları belirli bir bölgede belirli bir zamana dek sismik bir aktivite yaşanacağına dair öngörüler sağlar. Fakat depremlerin tam olarak tahmin edilebileceğine dair yaygın inanış ya da umuda karşılık depremin lokasyonunu, zamanını ve büyüklüğünü, artçılarını ve öncülerini kesin olarak tahmin etmek mümkün değildir.
Bunun yanında küçük depremlerin büyük depremlerin olmasını engellediğine dair inanışın da bilimsel bir karşılığı yoktur. Küçük depremler, görece küçük fay ve yamalardaki basıncı hafifletebilse de, ana fayda depolanan plaka-tektonik enerjinin sadece küçük bir kısmı olan bu rahatlama ana fay hattında daha büyük bir depremin oluşmasını önlemek için yeterli değildir. Küçük depremler daha büyük depremleri tetikleyebilir, bölgeyi daha güvenli hale getirmediği gibi büyük bir depremden sonra da çok sayıda artçı şok yaşanabilir.
Depremler yalnızca 1900’lü yılların başından beri enstrümantal olarak kaydediliyor. Tarihin erken dönemlerinde yaşanan depremler, arşiv taramaları ve tarihi kayıtlar sayesinde belleğimizde kayıtlı. Şimdiye dek elde edilen veriler, son 100 yıl içinde ortalama olarak dünyanın sismik aktivitesinde bir artış olmadığını, fakat giderek artan kentleşme ve nüfus yoğunluğu sebebiyle daha fazla insan ve binanın sismik tehlikeyle karşı karşıya olduğunu söylüyor.
Hava Durumunda Yaşanan Değişimler Deprem Habercisi Olabilir mi?
Yaygın sorular:
*Depremi Habercileyen hava koşulları var mı?
*İklim değişikliği daha şiddetli ve büyük depremler olmasına sebep oluyor mu?
*Depremler gündüz mü daha çok yaşanır, gece mi?
*Depremi Habercileyen hava koşulları var mı?
*İklim değişikliği daha şiddetli ve büyük depremler olmasına sebep oluyor mu?
*Depremler gündüz mü daha çok yaşanır, gece mi?
Geçmiş deprem tecrübelerinden kaynaklanan bazı yanlış ilişkilendirmeler sebebiyle çok sıcak hava, kızıl yoğunluklu güneş batışı, bulutsuz, aydınlık bir gecenin büyük bir deprem olacağına dair işaretler olduğuna inanılıyor. Fakat belirli bir iklim ya da meteorolojik koşullar nedeniyle daha fazla ya da daha büyük depremleri meydana getiren bir ‘deprem havası’ aslında mevcut değil.
Belirli durumlarda iklimde yaşanan önemli değişikliklerin sonuçlarının depremselliği etkileyebileceğine dair kanıtlar var. Örneğin iklim değişikliği hızlı buzulsuzlaşmayı tetikleyerek önemli sıcaklık artışlarına neden oluyor, buzulların erimesiyle ana kaya üzerindeki yükte meydana gelen önemli değişikliklerin depremlere neden olabileceği düşünülüyor. Fakat depremlerin birincil ve en yaygın nedeni, iklimin menzili dışında, dünyanın derinliklerinde gerçekleşen tektonik hareketlerdir, bu sebeple iklimde yaşanan değişiklikler, örneğin buzulların daha çok ilkbaharda erimesi, belirli bir deprem mevsimi oluşturmaz.
Depremlerin daha çok gece ya da gündüz oluştuğunu öne sürebilecek bir kanıt da yok. Bazı insanların geceleri daha fazla deprem olduğuna inanmalarının sebebinin gece saatlerinde etraf daha sessiz ve sakinken zayıf depremlerin daha çok hissedilmesi ile ilgili olduğu düşünülüyor.
Deprem Sırasında Gözlemlenen Işıklar Komplo Teorilerini Destekler mi?
Yaygın sorular:
*Deprem anında görüntülenen ışıklar, depremlerin insan yapımı olduğunu mu gösteriyor?
*Deprem anında görüntülenen ışıklar depremlerin doğal afet olmadığını anlamına mı gelir?
*Deprem anında görüntülenen ışıklar, depremlerin insan yapımı olduğunu mu gösteriyor?
*Deprem anında görüntülenen ışıklar depremlerin doğal afet olmadığını anlamına mı gelir?
Depremler sırasında gözlemlenen ışıklar ile de ilgili birçok video dolaşıma giriyor ve bunlar üzerine birçok teori üretiliyor.
Bu konuda üretilmiş birkaç bilimsel teori mevcut; bazı kaya türlerindeki iyonlaşma sebebiyle, deprem sırasında ya da öncesinde iyonların kayalardaki çatlaklardan yukarı doğru hareket etmesi bir sebep olarak öne sürülüyor. Bir başka teori, deprem anında kuartz içerikli büyük kayaların basınç nedeniyle elektromanyetik dalgalar yarattığını ve ışımaya sebep olduğunu öne sürüyor. Bilimin deprem ışıklarını açıklayamadığı, bu nedenle bu ışıkların başlı başına komplo teorileri için birer kanıt olduğu öne sürülüyor. Deprem ışıklarının rastgele ve çok kısa bir süreliğine oluşmaları, üzerine çalışılması oldukça zor bir alan yaratıyor. Deprem öncesi ve sırasında gözlemlenebilen bu ışıkların sebebi konusunda bu nedenle henüz bir uzlaşmaya varılabilmiş değil.
Bu konuda üretilmiş birkaç bilimsel teori mevcut; bazı kaya türlerindeki iyonlaşma sebebiyle, deprem sırasında ya da öncesinde iyonların kayalardaki çatlaklardan yukarı doğru hareket etmesi bir sebep olarak öne sürülüyor. Bir başka teori, deprem anında kuartz içerikli büyük kayaların basınç nedeniyle elektromanyetik dalgalar yarattığını ve ışımaya sebep olduğunu öne sürüyor. Bilimin deprem ışıklarını açıklayamadığı, bu nedenle bu ışıkların başlı başına komplo teorileri için birer kanıt olduğu öne sürülüyor. Deprem ışıklarının rastgele ve çok kısa bir süreliğine oluşmaları, üzerine çalışılması oldukça zor bir alan yaratıyor. Deprem öncesi ve sırasında gözlemlenebilen bu ışıkların sebebi konusunda bu nedenle henüz bir uzlaşmaya varılabilmiş değil.
İLGİNİ ÇEKEBİLİR